Franchise Veren tarafından, Franchise Alan’a karşı sözleşme ile belirlenen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, işletmenin süresinden önce kapatılması nedenleriyle, sözleşmenin kalan sürede uygulanamamış olmasından doğan zararın tazmini için dava açılmış, Franchise Alan ise ekonomik kriz, ciro düşüklüğü, işletmenin faaliyet gösterememesi ve Franhchise Alan tarafından yazar kasaların işletmeden alınması nedenleriyle Franchise Sözleşmesinin ortak iradeyle sonlandığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi tarafından yazar kasaların işletmeden alınmasının sözleşmeyi sona erme iradesi olarak yorumlanmayacağı belirtilmiş, fesih tarihi ile sözleşmenin sona erme tarihine kadar olan zararların tazminine karar verilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından, Mahkemece belirlenen tazminat miktarı ve hesaplama yöntemi doğru bulunmamış, sözleşme ile belirlenmemişse sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğranılan zararın hesaplanmasında, aynı nitelikte benzer bir sözleşmenin yapılabileceği makul sürenin belirlenmesi, sözleşme haksız olarak feshedilmeseydi bu makul süre içinde elde edilecek muhtemel gelirinin tespit edilmesi ve sonrasında bu geliri elde etmek için yapılacak tüm harcama ve giderlerin de mahsup edilmesi neticesinde belirlenecek miktarın sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle mahrum kalınan kâr olarak hüküm altına alınması gerektiğine karar vermiştir. Bu hesaplama yöntemi Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarıyla da ilke haline gelmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2018/ 92 E. 2019 / 2225 K. Sayılı ilgili ilamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
https://www.ozsuer.av.tr/wp-content/uploads/2020/06/YuksekMahkeme-Esas-2018-92-Karar-2019-2225.pdf


English





